5. Fellowship’te kadınlar, yayımcılık sektöründe kadınların yerini konuştu

5. Fellowship’te kadınlar, yayımcılık sektöründe kadınların yerini konuştu

5. Fellowship'te gerçekleştirilen seminerlerden birinde farklı ülkelerden kadınlar, “Yayıncılık Sektöründe ve Kültür Ekonomisinde Kadın Girişimci ve Yöneticilerin Yeri”ni tartıştı. Onlarla konuştum…

5. Fellowship’te kadınlar, yayımcılık sektöründe kadınların yerini konuştu

YAYINCILIKTA KADININ YERİ

Bu yıl beşincisi düzenlenen, üç gün boyunca dünyadan yayımcıları İstanbul’da buluşturan Fellowship’te bir tam gün geçirdim. Yakaladığım herkesle konuştum. Daha detaylı bir Fellowship ve yayımcılık değerlendirmesi sunacağım; ama önce “Yayıncılık Sektöründe ve Kültür Ekonomisinde Kadın Girişimci ve Yöneticilerin Yeri” semineri kapsamında konuştuğum beş kadını aktarmak istiyorum…

İtiraf etmeliyim ki, herhangi bir durumda, “Kadının yeri…” başlığını atmaktan hoşnut değilim. Karşıtının da içinde sunulmadığı dosyalardan çoğu zaman rahatsız oluyorum; hepimiz gibi. Ne var ki, bugün her yerde bu cümleler kurulacak. Çünkü bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü! Çiçeklerle sınırlı kalınmayan, her gün hatırlanan ve eşitliğe gün be gün daha da yaklaştığımız nice 8 Martlar diliyorum. Konumuza dönecek olursak, bir yandan hakkını teslim etmeliyim ki, kaliteli bir sunum ortamıydı. Sanırım hepimiz bu konuda bilgilendik. Ve Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı Fatoş Altunç’tan istatistiksel olarak öğrendik ki, kadınlar olarak yayımcılık dünyasında yükselişteyiz…

Seminerin moderatörlüğünü TURCA Genel Koordinatörü Esra Ceceli yaptı. Konuşmacılar ise, Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı Fatoş Altunç, New York merkezli The Ishmael Tree Yayınevi Temsilcisi Gigi Ishmael, Lübnan merkezli Asala Publishing Temsilcisi Shereen Kreidieh, Erdem Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Melike Günyüz idi. Seminer sonrası beşiyle küçük bir söyleşi yaptık. Şimdi size konuşmalarımızı aktarayım.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

5. Fellowship’te kadınlar, yayımcılık sektöründe kadınların yerini konuştu

(Gigi Ishmael)

TRUMP'UN KÖTÜ POLİTİKALARINI KENDİ AVANTAJIMIZA KULLANIYORUZ

 

- Gigi, az önceki seminer ile ilgili bizimle neler paylaşmak istersin? Kadınların, yayımcılığın omurgasını oluşturduğunu insanların görmesi gerektiğine dikkat çektiniz…

Evet, gerçekten de böyle düşünüyorum. Kadınlar, bu alanda çok çalışıyor ve üretiyor.

- Peki sektör için en önemli konu ne olmalı?

Yayımcılık sektörü için en önemli konunun çeşitlilik olduğunu düşünüyorum. Amerika’nın çok kültürlü bir yapıda olmasından dolayı çeşitliliğe çok önem veriyoruz. İnsanlar artık sürekli aynı hikâyeleri görmekten sıkılıyor. Bence daha fazla kitap türüne ihtiyaç var.

- Seminerde söz konusu kadınlar olunca çocuk kitaplarından da bahsedildi. Bu konuda sizde durum nedir?

Dediğim gibi, Amerika’nın çok kültürlü bir yapıda olmasından dolayı çeşitliliğe çok önem veriyoruz. Bu yüzden kitaplarda yer verdiğimiz çocuklarımız dünyanın her yerinden. Ülkemizdeki çocukların özdeşleşebileceği karakterler olan kitapları seçiyoruz. Onlara görünüşleri, yaşam şekilleri farklı olsa da, benzer problemler yaşadıklarını anlatan, çocuklara aslında bir yerde benzer olduklarını fark ettiren kitaplar. Çünkü Amerika’daki çoğu okulda çocuklar karışık ve çoğunlukla insanlar kendi evlerinde farklı bir dil konuşuyor; ama okula geldikleri anda birlikte eğleniyorlar. Bu yüzden bu tarz kitaplar seçiyoruz. Kütüphaneler de, bu tarz kitapları daha çok tercih ediyor…

- Özel bir soru sormak istiyorum. Amerika’da yaşayan, ancak farklı kökenden gelen biri olarak, özellikle de Trump dönemi ile başlayan ırkçılık gibi sorunları göz önünde bulundurarak, Trump siyasetinin yayımcılık dünyanıza etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Trump’ın ırkçılığı sayesinde daha çok birlik olmaya başladık diyebilirim. O ne zaman Müslümanlara, Latinlere ve Siyahilere karşı olumsuz şeyler söylese Twitter’de hemen hashtagler ortaya çıkıyor ve trend topic oluyor. LGBTQ’ya karşı takındığı tavırdan sonra bir sürü destekçi ortaya çıktı ve bu konuyla ilgili yayınlar yapıldı. Bir Senatör tarafından yazılan kitaba Trump’ın laf atmasıyla ertesi günde kitabı Amazon’da bulamadık, çünkü tükenmişti! Trump, herhangi bir şey hakkında kötü şeyler söylediğinde insanlar o şeyin destekçisi oluyor. Trump, bir kitabı sevdiğini söylerse o kitabın satışları ortalama olacaktır; ama sevmediğini söylediğinde satışlar epey fazla olur. Aslında biz de Trump’ın bu kötü politikalarını kendi avantajımıza kullanıyoruz.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Gigi Ishmael: Teşekkür ederim.

5. Fellowship’te kadınlar, yayımcılık sektöründe kadınların yerini konuştu

(Shereen Kreidie)

SİZ VE BİZ, HEMEN HEMEN AYNIYIZ

 

- Kadınların yayıncılıkta bulunduğu noktayı, özellikle ülkeniz ve ülkemiz arasında nasıl kıyaslarsınız?

Yayımcılık konusunda siz ve biz, hemen hemen aynıyız. O feminist yüz biraz çatışıyor sadece. Arap dünyasına baktığımızda yazarların çoğu kadın. Ama yöneticiler erkek. Tabii özellikle çocuk kitapları konusunda kadınlar var. Çünkü kadınlar, anneliği, çocuğa yaklaşımı sanırım daha iyi biliyor.

- Peki yaşadığınız en önemli sorun nedir?

Okulda öğretilen yani yazılan Arap dili ile konuşan Arap dili farklı. Bu oldukça zorlayıcı bir durum.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Shereen Kreidie: Teşekkür ederim.

5. Fellowship’te kadınlar, yayımcılık sektöründe kadınların yerini konuştu

(Soldan sağa: Hatice Saka, Fatoş Altunç, Melike Günyüz, Damla Karakuş, Esra Ceceli)

DÜNYADA ŞU AN BUNA İHTİYACIMIZ VAR

 

- Fatoş Hanım, sizden telif konusu ile ilgili bilgilenelim mi biraz?

Biz aslında telifi sadece hukuksal düzlemde kalan soyut tartışmalarının yer aldığı bir husus olarak görmek istemiyoruz. Telif aslında ekonomiyle kültürle iç içe bir konu; ancak bunlarla bağdaştığı zaman bunlarla bütüncül bir halde değerlendirildiği zaman fayda sağlıyor. O yüzden fellowship aslında tam olarak kültür, ekonomi ve telifin bir araya geldiği bunların birlikte bir şekilde harmanlandığı bir etkinlik. bu yüzden bizim açımızdan çok önemli hem pek çok

- Katkısı da büyük tabii, nasıl sonuçlar doğuruyor?

Ekonomi alanında pek çok iş insanını bir araya getirip buradan yeni bir ekonomi sinerji doğmasını, telifin ekonomiye dönmesini sağlıyor. Aynı zamanda bir kültürel diplomasi yaratarak ülkemiz açısından çok olumlu bir imaj çiziyor. O yüzden bakanlık olarak desteklemekten çok memnuniyet duyduğumuz, ayrıca gurur duyduğumuz projelerden biri.

- Peki biraz önce seminerde kadınların kültür alanında varlığının çokluğundan konuştuk. Bunun sebepleri sizce ne?

Evet, kadınlar niçin kültür sektöründe daha fazla var. Kültür, yumuşak güç yani tüm dünyada yumuşak güç. Yumuşak gücü tanımlayacak olursak, kadın da yumuşak güç. Dolayısıyla birbiriyle bu kadar uyuşan iki unsurun bir araya gelmesi kadar normal bir şey yok ve dünyada şu an buna ihtiyacımız var.  Yani kültürle birlikte gelişmeye! Kültürün içinde yumuşak güç olarak nitelendirilen kadının olması kadar normal bir şey yok. Ne kadar güçlü bir şekilde olursa kadının, o kadarda başarıya ulaşacağını düşünüyorum.

- Biraz önce seminerde rakamlarla konuştunuz. Bir yerlerde kadınlardan bahsederken yüksek rakamlar duymak ne güzel…

İngiltere’de şu an yayıncılık sektöründe yönetici düzeyinde karar alıcı düzeyde %54 kadın istihdamı var, bu çok büyük bir oran. İngiltere’deki yayıncılık sektörünün başarısı göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’de de eğer böyle bir hedefi ön görüyorsak, bu artık kaçınılmaz bir son bence ve yavaş yavaş da zaten 2017’den 2018’e geldiğinde dahi bu oranın ciddi şekilde arttığını görüyoruz. Yayıncılıkta bu anlamda güzel bir örnek olarak göreceğiz.

- Peki arttıran etmenler neler?

Bence birçok şey... Bir, eğitimli kadın istihdamda daha çok kendine yer buluyor. Yayıncılık sektörü gibi kültür sektörü gibi alanlar eğitimli insanların daha çok istihdam edildiği alan, buradan bir noktası var. İki, konuşmacılarımız çok söyledi, çocuk yayıncıların içerik oluşturmasında kadınlar çok avantajlı durumda. Bu avantajı kullanıyorlar ve belki biraz eleştiri olarak da düşünülebilir. Doğru bir tespit midir, değil midir bilmiyorum; ama erkeklerin de çok fazla baskın olmadığı alanlar. Dolayısıyla kadınların daha rahat hareket edip, daha rahat girebildikleri alanlar. Bir kadının kendisiyle eş düzey bir erkekle aynı duruma gelebilmek için, belki onun iki katı çalışması gerekiyor. Ama bu erkek baskın alanlarda beş katı, altı katı çalışması anlamına geliyor. Bunun zaten fiili olarak imkanı olmuyor. Kültür bilhassa bu konuda erkek baskın olmayan bir alan olduğu için kadınların daha rahat kendine yer bulabildiğini düşünüyorum, yani kamuda bile öyle.

- Nedir kamudaki durum?

Kamudaki istatistiklerde üst düzey kadın oranı çok düşük; ama bakanlığımıza baktığımızda bu gerçekten sevindirici bir şey. Kadın bir bakan yardımcımız var, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü yöneticisi olarak dolayısıyla sanatın başındaki bir insan olarak görev yapıyor. Ben altımda çalışan pek çok kadın personelle birlikte çalışıyorum ve bunun rahatlığını hep yaşıyorum. O yüzden Kültür Bakanlığı bile kamuda aslında kültürün bu alana olan yatkınlığının göstergesi bence.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Fatoş Altunç: Teşekkür ederim.

5. Fellowship’te kadınlar, yayımcılık sektöründe kadınların yerini konuştu

AMA O GENEL MÜDÜR, BU İÇERİKLERİ ÜRETEN KADINLAR OLMASA HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ

 

- Melike Hanım, yayımcılıkta kadınların edindiği yer hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Bu işler genellikle yayıncılık usta çırak ilişkisi ile ölçülen bir meslek aslında. Sermayeyi elinde bulduranları kastediyorsak Türkiye’de genel olarak toplam kadın girişimci sayısı neyse yayın sektöründe de kadın girişimci sayısı ne daha fazla ne daha az. Çünkü zaten Türkiye’de bu gelişmesi, desteklenmesi gereken bir alan; ama biz içerik üreten kafasındaki kadın etkinliğinden söz ediyorsak burada işte genel yayın yönetmenleri, editörler, yazarlar, gölge yazarlar, grafikerler, tasarımcılar var. Burada esas olarak işin entelektüel üretimini yapan insanların kadın olduğunu söyleyebilirim. Bunu söylerken elimde istatistik bir rakam yok, sadece 30 yıllık meslek tecrübemle konuşuyorum. Ama en nihayetinde parayı elinde tutan ve son kararı veren bir erkek, bir genel müdür var. Ama o genel müdür bu içerikleri üreten kadınlar olmadan hiçbir şey yapamaz.

- Sizce sebebi ne?

Tabiatımıza mı, yaratılışımıza mı uygun bilemiyorum, yani kadının tercih ettiği bir şey. Tabii burada en önemli sebeplerden bir tanesi bence şu kitap edisyonu yapmak, içerik üretmek çok ince ayrıntılarla çalışmayı gerektiriyor. Yani bir metni nakış işliyorsunuz Antep işi, Maraş işi düşünün, iğne oyası ya da bir kitabı editliyorsunuz. Yani aynı emek, aynı göz nuru, aynı bağlantılar. Bu bir gerekçe olabilir mi bilemiyorum; ama aklıma gelen sebeplerden bir tanesi bu. İkincisi sabır. O ince işçilikle belki hani entelektüel zihinsel farklılık değil; ama hani sabırla o metni tekrar tekrar çalışmak sabırla ilgili bir şey olabilir. Üçüncüsü de ayrıntılar. En nihayetinde başarılı bir kitap edisyonu ayrıntılara çok dikkat edilen bir kelime ve bir cümlenin daha önce geçmiş bir kelime ve cümleyi tekrar etmemesi, ona ters olması gibi öyle çok ayrıntılarda gizli olan bir iş… Sanırım kadınlar daha özenli…

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Melike Günyüz: Teşekkür ederim.

5. Fellowship’te kadınlar, yayımcılık sektöründe kadınların yerini konuştu

(Soldan sağa: Fatoş Altunç,Gigi Ishmael, Esra Ceceli, Shereen Kreidie, Melike Günyüz)

FELLOWSHIP'İN BİR KADIN VERSİYONU NEDEN OLMASIN! W-FELLOWSHIP!

 

- Esra Hanım, bugünkü seminerin moderatörüydünüz. Neler söylemek istersiniz?

Bugün konuştuğumuz konular sadece satış değil ama belki başka konularında konuşulduğu bir forum ortamını da oluşturuyor, bunların konuşulması ufuk açıcı şeyler. Ben sadece bugünkü panele hazırlanırken öğrendim; bu endüstri bütün dünyada gerçekten kadın istihdamının hakim olduğu bir endüstri ülkemizde de bu şekilde gelişiyor. Neden olmasın, teknolojinin gelişmesiyle kadınların her yerde yapabileceği bir iş kolundan bahsediyoruz. Keşke yatırımcıları da artsa… Aslında buradan bir çağrıda da bulunmak lazım kadınlara…

- Bulunalım…

Belki zannettiklerinden daha az bir yatırımla iş sahibi olabilecekleri endüstriden bahsediyoruz. Çocuklarına anlattıkları masallardan tutun, eş dost arasında paylaştıkları aile hikâyelerine kadar, kendilerinin sevdiği yaşam tecrübelerine kadar, okudukları kitaplara kadar onlardan oluşan birtakım gözlemleri hayata geçirebilecekleri bir yatırım alanı var. Daha cesur olmalı kadınlar yatırım yapma hususunda, madem bu kadar eğilimli olduğumuz bir alan, kültür sanat alanında özellikle yayıncılığa kadın yatırımcıları çağırmak gerekiyor. Başlangıç belki evinde yastık altı parası olan kadınların değil büyük işlerde başarılı olan kadın yatırımcılarında. Bu alana yönlenmesi hususunu çok önemsiyorum ben. İnşaat yatırımları olabilir, kadın yatırımcıdır. Mutlaka bu alanlarla ilgili dünya üzerinde daha güzel yeri olsun ülkemizin. Zaten güzel bir yerimiz var, birileri bilsin. O bakımdan önemli.

- Bu konu size neler düşündürdü?

Ben panele hazırlanırken de panelistleri dinlerken de çok etkilendim, çok önemli bir sinerjinin hali hazırda var olduğunu, o potansiyel bir açığa çıkarsa daha da büyük bir şeyler olabileceğini düşündüm. Biz böyle kendi aramızda bunun adını bu paneli hazırlarken belki de sadece bir panel olmasına rağmen w-fellowship koyduk. Şimdi bir düşünüyorum, kadınlar bu kadar etkili aslında fellowshipin bir kadın versiyonu neden olmasın!

- Adı da güzelmiş, olsun gerçekten…

Bunu hani bir espri olarak diyoruz; ama içerisinde bir gerçek payı var. Gerçekten kadına özgüven sağlayıcı alanın mutlaka ön plana çıkarılması gerekir. Bu bakımdan biz bu seneki Fellowship’in sonuçlarından da çok ümitliyiz.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Esra Ceceli: Teşekkür ederim.

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap