Kurtulmuş: İnşallah Ayasofya 15 Temmuz'dan önce açılır

Kurtulmuş: İnşallah Ayasofya 15 Temmuz'dan önce açılır

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Ayasofya ile ilgili açıklamada bulundu.

Türkiye, Ayasofya'nın statüsüyle ilgili Danıştay'ın kararını bekliyor.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılması konusunu değerlendirdi.

"İBADETE AÇILMASINI BEKLİYORUZ"

Halihazırda bu işin yargıda olduğunu belirten Kurtulmuş, "15 Temmuz'u unutmayacağız, unutturmayacağız. FETÖ ile mücadelede sonuna kadar devam edeceğiz. Ayasofya inşallah daha önce açılır. Yargıda devam eden süreç var. Bana sorarsanız şimdi açılsın, 15 Temmuz'u neden bekliyoruz? Temennimiz, yargının bu konuda müspet bir karar vereceği.

Yani eski, bunun müze haline getirilmesini sağlayan Bakanlar Kurulu kararının uygun olmadığı şeklinde karar vereceği, bunun de otomatik sonucu olarak Ayasofya'nın ibadete açılacağını bekliyoruz, böyle ümit ediyoruz. Bu Türkiye için önemli dönüm noktası, bundan da birileri rahatsızlık duyuyor. İçimizdeki Bizanslıların bu konuda rahatsızlık duymasını asla kabul edemeyiz. Bütün partilerden çok yoğun destek vardır. Milletimiz Ayasofya'nın ibadete açılmasını dört gözle bekliyor." dedi.

"EKSİKLİK VARSA DÜZENLEME YAPILABİLİR"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne ilişkin Kurtulmuş, "Cumhurbaşkanlıgı sistemi başarıyla devam ediyor. Eksikleri noksanları varsa uygulamaya bakılırarak, uygulamalarda düzenlemeye gidilebilir." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş: İnşallah Ayasofya 15 Temmuz dan önce açılır #1

ANKET SONUÇLARI

Numan Kurtulmuş, son dönemde yapılan anketlere de değinerek, "Bugün itibarıyla AK Parti en yakın siyasi rakibiyle arasında nerdeyse 2 katı mesafe olacak kadar açık ara birinci partidir. Milletin büyük bir desteği söz konusudur. Cumhur ittifakı da AK Parti ve MHP’nin toplam oyları da gerçekten geçen seçimde aldığımız oylar seviyesinde hatta üstünde görünüyor. AK Parti’nin oy kaybı söz konusu değildir. Biz buna rağmen bütün toplum kesimlerindeki farklı beklentileri takip ediyoruz ve biz kendi dersimize çalışıyoruz.

Cumhur ittifakı olarak da ilkelerimiz bellidir. AK Parti ve MHP farklı partiler olmakla birlikte hangi konular üzerinde ittifak yaptı, ayan beyan ortadadır. Gizli kapaklı hiçbir görüşme söz konusu değildir. Teröre karşı mücadelede, Türkiye’nin emperyalizme karşı mücadelesinde, Türkiye’nin bölgesel sorunlarına karşı ortak mücadele vermede, temel milli meselelerde her iki partinin ortaklığı açık bir şekilde kamuoyu önünde devam etmektedir." diye konuştu.

ERKEN SEÇİM SÖYLENTİLERİ

AK Parti Genel Başkanvekili,  2021 baharında ya da akışa göre kongreyi yapabileceklerini aktararak, erken seçim ve ittifaklar meselesinin gündemi saptırmak için ortaya atıldığını kaydetti.

"GEREKİRSE BU SÖZLEŞMEDEN ÇIKILIR"

İstanbul Sözleşmesi konusu hakkında konuşan Kurtulmuş, şunları söyled:

"İstanbul Sözleşmesi yeni gündeme gelen bir şey değil. Farklı kesimlerden, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olumsuz tepkiler vardır. Her gün halkın içinde olan birisiyim, gittiğimiz her yerde karşımıza çıkıyor. Biz buna karşı duyarsız kalamayız. Gerekirse bu konu hakkında adımlar atılır. Gerekirse nasıl girildiyse İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılır.

Kamuoyunda yüzde 90, çok yüksek oranda destek ile farklı çevrelerden büyük destek geldi. İtiraz edenler de vardır. Türkiye öncü olan kadına karşı şiddetin önüne geçmektir. Gerekiyorsa oturur kadına karşı şiddeti ortadan kaldıracak ilave tedbirlerimizi alırız. Ama feminist bir dil ile yazılan ve bazı maddeler itibarıyla da maalesef bazı büyük olumsuzlukları bünyesine barındıran bu sözleşmeden çıkılır. Gerekli düzenlemeler parlamentoda yapılır."

"BAROLAR ZATEN SİYASALLAŞMIŞ VAZİYETTE"

TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçen, barolarla ilgili düzenlemeleri içeren kanun teklifine dair CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Bölücülük projesidir' açıklamasına ilişkin Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Kılıçdaroğlu'nun açıklaması yersiz ve anlamsız bir açıklamadır. Baroda, tek baro olunca Türkiye'nin birliği, bütünlüğü korunuyor da Ankara'da 2 baro olunca Türkiye bölünüyor mu? Doğruları yansıtmayan bir çıkıştır. Kusura bakmasınlar, biraz tarihsel olarak geçmişe baktığınızda, Türkiye'de olağanüstü dönemlerin ortaya çıktığı her süreç içerisinde, bazı baroların nasıl Türkiye'nin bu olağanüstü döneme geçiş süreci içinde yer aldıkları, daha açık söyleyeyim darbelere nasıl destek verdikleri de Türkiye'nin hafızalarında kayıtlıdır. Biz şunu biliyoruz; Ankara Barosu'nun açıklaması karşısında, baroya kayıtlı avukat arkadaşlarım bu görüşlere asla katılmadıklarını ifade ettiler.

Bu madem bir meslek için dayanışma kuruluşudur dolayısıyla burada bir yarışın önünü açalım. İstiyorlarsa avukatlar belli sayıda bir araya gelerek isterlerse kendi barolarını kurabilsinler. Kimse 'barolar siyasallaştırılmıştır' demesin. Tam tersi zaten barolar siyasallaşmış vaziyettedir. 'Bölücülük yaparlar' deniyor. Kusura bakmayın, bazı büyük baroların yönetiminin, insan hakları kılıfı altında bölücü terör örgütüne destek olduklarını bilmiyor muyuz? Biz kimseye 'sen şu faaliyeti yapma' diye engel getirmiyoruz. Söylendiği gibi bir bölücülük değil, insanların kendi görüşlerini ifade edebileceği yeni platform oluşturulma konusundaki önünün açılmasıdır.

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ

Sosyal medyayı biz bir özgürlük alanı olarak görüyoruz. Bu bir imkandır, fırsattır, görüşlerini ifade etme açısından. Bu imkanın arkasına gizlenerek, birtakım sahte hesapların arkasına gizlenerek kimsenin haysiyet cellatlığına soyunmasına, kimsenin bir diğerine hakaret etmesine müsaade edemeyiz. Öyle bir şey olamaz. Mutlaka bunların cezalandırılması lazım. Hele hele temel konularda, hakaret konularında çok hassas olmalıyız. Hele kadınlara karşı hakaret konusunda hepimizin aynı noktada durmamız lazım.

Kötü söz söyleyenlerin, hakaret edenlerin, sosyal medyayı kötülük alanı olarak kullananların mutlaka kısıtlanması lazım. Sosyal medya bu alandan temizlenirse sosyal medya gerçekten özgür, seçkin, görüşlerini ifade edebilen insanların zenginleştirdiği çok nezih bir platform haline gelir. Bazılarının haysiyetsiz, şerefsiz şekilde karşısındakilerin haysiyetine saldırması asla kabul edilemez. Bununla ilgili düzenleme yapılması lazım. Bu sadece Türkiye'nin sorunu da değil. Bazı FETÖ'cü hesapların bunu nasıl yaptığını biliyoruz.

Adam Türkiye'de de değil, yurt dışında sahte hesap üzerinden iftirasını atıyor, karalama kampanyasını başlatıyor, bunu örgütlü bir şekilde yapıyor. Onlar düğmeye bastığında bunların network'leri harekete geçiyor. Böyle örgütlü çevreler var. Bunların üstüne gidilmesi, hesabının sorulması lazım. Doğru sözü olan, sosyal medyayı önemli bir mecra olarak kullanmaya devam etsin. Sosyal medya mecraları dediğimiz şeyler belli şirketler aslında, burada en büyük hassasiyeti bu şirketlerin göstermesi lazım. Bu şirketlerin kendileri tarafmış gibi davranarak ülkelerin iç işlerine burunlarını sokmaması gerekiyor.

"BELEDİYELERİN ŞİKAYET ETME HAKKI YOK"

Belediyeler ildeki Hıfzıssıhha Kurulları içerisinde salgınla mücadele kurulunun doğal üyeleridir. Ne şekilde yardım yapmak istiyorlarsa buraya gelirler, destek olurlar, sürecin parçası olurlar. Belediye imkânları dolayısıyla bu sürecin öncüsü dahi olabilir. Ama maalesef böyle bir yol izlemediler ve bunun üzerinden bir polemik oluşturmaya çalışıyorlar. Biz bu süreci cansiperane bir şekilde geçirmeye gayret ediyoruz. Belediyelerin bu konuda şikayet etme hakları yoktur."