Fikirci Bey yazdı: FARKINDA MISIN, DOĞALGAZ SENİN ÜLKENDE BULUNDU

Fikirci Bey yazdı: FARKINDA MISIN, DOĞALGAZ SENİN ÜLKENDE BULUNDU

Fikirci Bey, yeni yazısında Türkiye'nin enerji keşiflerinin ardından muhalif medyanın aldığı tavrı değerlendiriyor.

Fikirci Bey yazdı: FARKINDA MISIN, DOĞALGAZ SENİN ÜLKENDE BULUNDU

ABD’nin en yaygın ağa sahip, en ünlü haber ajansı Associated Press haberi böyle veriyor:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Karadeniz'de 135 milyar metreküp doğalgaz rezervinin bulunduğunu açıkladı. Bu keşif, enerjide dışarıya bağımlı Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda doğalgaz ihtiyacını kendi başına karşılayabilmesinin önünü açabilir.” (04.06.2021)

İngiltere’nin bir numaralı haber ajansı Reuters ise şöyle veriyor:

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Karadeniz'de 135 milyar metreküplük yeni bir doğalgaz keşfi yaptığını, böylece bölgedeki keşfedilen gaz miktarının 540 milyar metreküpe ulaştığını açıkladı. Fatih sondaj gemisi geçen yıl da Batı Karadeniz’de, 405 milyar metreküp doğalgaz keşfetmişti.” (04.06.2021)

Almanya’nın en büyük haber ajansı DPA:

“Türkiye, Karadeniz'deki sondaj çalışmalarında yeni doğalgaz yataklarıyla karşılaştı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cuma günü yaptığı açıklamada, "Fatih" sondaj gemisinin Sakarya doğalgaz sahasında 135 milyar metreküplük yeni bir yatak keşfettiğini bildirdi.” (04.06.2021)

Ve dünyanın en eski, Associated Press ve Reuters'tan sonra üçüncü büyük haber ajansı, Fransa kökenli AFP ise şöyle veriyor:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cuma günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Karadeniz'de yeni bir doğalgaz keşfi yaptığını belirterek Ankara'nın yüklü enerji faturasını azaltma umuduyla araştırmalarını yoğunlaştıracağını da sözlerine ekledi. Ankara'nın kaynakları kullanılmasının, yüklü enerji faturasını hafifletmeye yardımcı olması bekleniyor.”

Hepsi gayet dengeli, yansız haberler.

Peki bizim muhalifler nasıl veriyor?

Hepiniz okuyorsunuz. Hemen bir tık sonra sosyal medyada “Yine ne gazı yeaa…” yavşaklığına dönüşen “Yine gaz buldular…” havasında veriliyor.

Bir insan ülkesine bu kadar mı inanmaz? Ülkesinin başarı olasılığına bu kadar mı üzülür? Bu nasıl bir ezik ve müstemleke ruh halidir? Hiç mi geçmez? De ki bir zamanlar öyle idin, hiç mi ilerlemeyeceksin? Acılarınla, aşağılık kompleksinle çok mu mutlusun? Türkiye başarılı olduğu anda neden hemen otistleşip kafanı duvarlara vura vura “Hayır! Olamaz! Kendimi keserim!” moduna giriyorsun?

Yukarıdaki haberler, ilgili ülkelerin kendi okuyucuları için verdikleri yansız diyebileceğimiz haberler. Ancak aynı ajansların yerli uzantılarında algı operasyonları berdevam. Çünkü orada devşirmeler var. Türkiye’de olumlu bir gelişme olsa üzüntüden yataklara düşecek sömürge “aydınları” oralarda yuvalanmış durumda.

Dün bir tanesi Deutsche Welle’nin Türkçe internet sitesinde nasıl da “mutmain” olmadığını anlata anlata bitiremiyordu. Derdi ne diye baktım, “Nasıl olur da Sayın Emine Erdoğan Sıfır Atık projesi ile Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı UN-HABİTAT’tan ödül alabilirmiş!”

E, almış işte. Sevinsene…

Hayır.

Yani ödülün geldiği yer Birleşmiş Milletler olmasa Birleşmiş Milletler'e şikâyet dilekçesi yazar bunlar.

Allah kimseyi ülkesinin başarıları için üzülecek kadar düşürmesin…

Evet, biz de farkındayız, ülkemiz İran, Irak Suriye gibi bir petrol ülkesi değil. Yoksa dünyanın petrol ve doğalgaz kaynaklarını daha yüzyıl önce metreküpüne kadar hesaplayıp ona göre Orta Doğu’yu aralarında bölüşen ABD ve Avrupa çoktan tepemize çöker, bizi de “bataklık” haline getirdiği Orta Doğu’ya eklemenin yollarını arardı. Korkarım ki kurtuluş savaşımız hala sürüyor olurdu. (Belki de hala sürüyordur) Misak-ı Millî’mizden neden Musul ve Kerkük’ün çıkarıldığını hala anlamadınız mı?

Ama bu değildir ki Türkiye az da olsa doğal kaynaklarını aramayacak.

Sınırlı miktarda da olsa, Türkiye’yi birkaç on yıl rahatlatacak kadar bile olsa o doğalgazın çıkarılması bir vatan borcudur. Bunun için onun bunun askeri olmaya gerek yok, insanını sevmek, onunla kavgalı olmamak yeter.

Neyse sözün özü ne acıdır ki ülkemizin en büyük düşmanları, en azılı nefret edenleri ülkemin tam da içindeler. Ve tek dertleri de memleket bir an önce batsın, Recep Tayyip Erdoğan iktidarı son bulsun kendileri de bu enkazda sevinç çığlıklarıyla dans edebilsinler. En sevdikleri laf da “Sözün bittiği yerdeyiz…” dir. Ve bunu daha 2002’de AK Parti seçim kazandığında söylemişlerdi. Aslında gerçekten de söyleyecek sözleri daha o gün bitmişti, çünkü halk onları artık dinlemek istemediğini açık ve net olarak belirtmişti…

Yazık ki ne ağlamaları bitiyor ne dırdırları…

@kalemciler