Fikirci Bey yazdı: BİZİM MUHALEFET ABD’DE SEÇİM Mİ KAZANDI?

Fikirci Bey yazdı: BİZİM MUHALEFET ABD’DE SEÇİM Mİ KAZANDI?

CHP'den Joe Biden ve ekibine gönderilen mesajlar, Türk siyasetinin gündemine oturdu. Fikirci Bey, yaşanan süreci bu yazısında değerlendiriyor.

Fikirci Bey yazdı: BİZİM MUHALEFET ABD’DE SEÇİM Mİ KAZANDI?

Siz de farkındasınızdır. ABD’de Biden’in kazanacağı kesinleşince bizim muhalefette de kıpırdanmalar başladı. Düdüğün sesini duyup hizaya girenlerin başında Kılıçdaroğlu geldi. Henüz kazandığı resmi olarak açıklanmadan ve devletinden önce Biden’i tebrik etti. Artık nasıl bir heyecansa… Oysa zamanında kendi başkanını tebrik etmemişti.

Arkasından diğerleri kafalarını uzatmaya başladılar. Hani deyim yerindeyse burada değil ama orada seçim kazandıklarını anladılar. Durumdan vazife çıkarıp görev beklemeye başladılar.

ABD başkanının değişmesinin dünya çapında bir önemi vardır kuşkusuz, finans piyasaları kendini ona göre ayarlar falan ama en çok da ABD’nin kendilerine “demokrasi getirdiği” ülkeler etkilenir. Yeni başkan “daha fazla demokrasi” getirecek midir? Yani ülkelerine daha fazla Amerikan askeri gelip, tepelerine daha fazla bomba yağacak mıdır? Nitekim Bush’ların Ortadoğu katliamlarına kaldığı yerden devam eden Clinton ve Obama’dan sonra biraz da deli dolu bir Başkan olan Trump, bir anda ABD askerlerini dünya genelinde geri çekme kararı aldı ve evde de fazla kalmayan demokrasiyi artık ihraç etmemeye başladı.

Onun taktiği doğrudan tehdit ile silah satmak oldu. Önceki başkanların aksine Trump yeni bir savaş başlatmadığı gibi eskilerini sürdürmede de tereddütlü davrandı. Ve tahmin edeceğiniz gibi ABD vesayet kurumu Pentagon’un hışmına uğradı. Seçime çeyrek kala Pentagon destekli sözüm ana “Demokratlar” sokakları “black lives matter” yalanı ile ateşe verdiler ve tam da kimsenin sokağa çıkmaması gereken dönemde Koronanın daha fazla yayılmasını sağladılar.

Öyle ki, birkaç ay boyunca Amerikalılar her gün biner biner ölmeye başladılar. İstikrasız ortamda girilen ve oldukça şaibeli bir seçim sonunda Trump’ı “devirdiler”. “Trump’ın oylarını çaldılar” diyecek kadar Gezi zekalı değilim. Zaten önceki seçimde de esasen rakibinden daha az oy alarak kazanmıştı.

Ama bir şeyi anladık ki o 170 küsur yıldır seçim düzenleyen ABD’de seçimin de oyların hiçbir güvenilirliği yokmuş. Seçime katılma süreci epey sayıda insanı katılmaktan vazgeçirecek kadar karmaşık, üstelik de (inanması güç ama) ABD vatandaşlarının hepsine verilmiş ortak bir “kimlik” formatı olmadığından oyların takibini ve güvenliğini sağlamak da neredeyse imkansızmış.

Lafı fazla uzattım, demek istediğim ABD başkanının değişmesinden en fazla kendisine ABD’den “demokrasi ihraç edilen” ülkeler etkilenir. Kafalarına daha fazla bomba mı yağacak, darbe mi olacak, seçtikleri insan iktidardan mı uzaklaştırılacak, bütün bunlar bu seçime bağlıdır. Biz son 18 yıldır bu çemberden yavaş yavaş uzaklaşmayı başarmış bir ülkeyiz. 2007’de vesayetin patronuna “sen benim memurumsun, haddini bil” dememiz bir yana, 2015’te doğrudan Pentagon’dan emir alan FETÖ haydutlarının ordudan “çaldıkları” tankları ellerimizle durdurduk.

Biz bunun gururunu yaşarken meğer bunları karnı bükülerek, kıvranarak izleyen bir muhalefetimiz varmış. Hem de geleneksel olarak kendini solcu ve anti-emperyalist sanan bir muhalefet kanadımız varmış. Bu kanadın önde gelenlerinden, CHP dış ilişkilerden sorumlu Sayın Ünal Çeviköz sonunda eteğindekileri döktü de meramlarını açık açık öğrendik. Çünkü ülkemizde iktidar değişikliği yapacağını iddia etme cüretini gösteren Biden dangalağına yarım ağızla da olsa “sen işine bak” diyen CHP’liler de oldu.

Sayın Çeviköz’ün açıklamaları elbette kişisel değildir ve CHP’yi bütün olarak bağlar. Ben Sayın Çeviköz’ün açıklamalarından bir şeyi net olarak öğrendim. Hani yıllardır diyorduk ya “bu muhalefetin ne dediği belli değil, kendi seçmenini bile ikna edecek bir planı, programı yok”. İşte CHP’nin iktidara gelince yapmayı planladıkları bunlarmış meğer.

Korona nedeniyle dünya çok ciddi sıkıntıda, aynı paralelde insanımız sıkıntıda, esnafımız kan ağlıyor, ihracat düştü, turizm tüm dünyada olduğu gibi bizde de kan ağlıyor. İktidar elindeki tüm olanaklarla bu dönemi olabilecek en düşük hasarla atlatmaya çalışıyor. Bütün bu ortam içerisinde insan muhalefetten bu dönemi aşacak daha iyi fikirler bekliyor doğal olarak. Acaba daha iyi bir önerileri var mı diye en azından medya olarak kulak veriyoruz. Ama ne duyuyoruz? Muhalefetin derdini Sayın Çeviköz açıkça anlatıyor. Muhalefet ABD’den demokrasi dileniyor. İnsan şaşırıyor, siz bir de solcusunuz öyle mi? O zaman ABD’nin Vietnam’a, Kamboçya’ya, Şili’ye, Arjantin’e, Afganistan’a ve yakın zamanda Irak, Libya, Mısır ve nihayet Suriye’ye nasıl demokrasi getirdiğini hatırlıyor musunuz? “6. Filo Defol”dan, “Biden gel bizi kurtar”a ne zaman geldiniz?

Yukarıda saydığım ülkelerde ortak olan nedir? ABD’nin silahlı müdahalesi…

Sayın Çeviköz bunu mu istiyor? Eh, S-400’leri de geri verelim dediğine göre sadece silahlı müdahale değil aynı zamanda bizim de elimiz ayağımız bağlı oturmamızı istiyor.

Sayın Çeviköz’ün diğer parlak önerileri arasında “yargı reformu” var. Bundan kasıt yine eski juristokratik vesayetin inşası ve FETÖ’cülerin serbest bırakılması. Güçler ayrılığı ve demokratik reformlardan kasıt da eski istikrarsız koalisyonlar dönemine dönülerek sözüm ona parlamenter sistem adı altında hiçbir iktidara uzun süre muktedir olma hakkı verilmemesidir, üstelik şu an ortada bir parlamento yokmuş gibi… Sayın Çeviköz’ün parlamenter sistemden ve yargı reformundan anladığı, 80 yıl olduğu gibi parlamentoda önemli bir oylama sırasında bazı yargıçların, bazı parlamenterleri eften püften nedenlerle meclisten alması, oylama bitince de boş dosyaları bir yana bırakıp geri meclise göndermesi ve böylece yargının yasama ve yürütmeye müdahale etmesidir.

Bu ince hesaplara hukukçular girsin de benim söylemek istediğim, bizim muhalefetin şu kriz ortamında ne işçiye, ne esnafa, ne de işverene deva olacak bir önerisi yok.

Varsa yoksa, “ABD’ye elsiz ayaksız teslim olun, FETÖ ve PKK elebaşlarını salıverin…”

Sayın Çeviköz, bu yaptığınıza Türkçede “Şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit etmek” denir.

Ha, şahsen müstevlilerin sömürge valisi değilseniz tabi…

Bir de böyle kırık dökük İngilizcesi ile bizi Batı’ya şikâyet eden kifayetsiz muhterisiniz var ya, bakın ondan da iyi sömürge valisi olur. Sömürge valisi Ekrem İmamoğlu. Yakışır Ekrem’ime..

Siz bir düşünün yine de…

@kalemciler