Facebook Twitter Whatsapp Mail At

Yazarken tüm gerçekliğimi sorgulamaya başladım: Didem Çivici

Ensonhaber.com 2018-07-25 11:36:23

Vahşi Kadın’ın Yolculuğu ile önce kendini keşfeden sonra da herkese aynı ilhanı vermek isteyen Didem Çivici ile akademisi ve kitabı üzerine konuştuk.

Didem Çivici, her ne kadar kitabı üzerine sohbet ettiğimiz bir yazar olsa da, aynı zamanda Vahşi Kadın Akademisi’nin kurucusu. Vahşi özümüzle, bedenimiz ve ruhumuz aracılığıyla yeniden bağlantıya geçebileceğimizi söyleyen bir akademi bu.

Tüm bu keşiflerden sonra kendini tanıyan ve ardından bu yolculuğu kaleme alan Çivici ile keyifli sohbetimiz…

HAYATIN HER ANINDAN KEYİF ALMAYI SEVİYORUM.

Didem Çivici kimdir?

Doğaya ve doğanın işleyişine meraklı bir araştırmacıyım, diyebilirim. Bunun yanı sıra insanlar arası iletişime, insanın kendisiyle ve etrafıyla olan ilişkilerin niteliklerine de meraklıyım. Kısacası ekolojiye meraklıyım. Hem beden hem doğa hem de ilişki ekolojisine meraklıyım. Çocuk yanımın saf ve kalbî merakını canlı tutarak yaşamayı seviyorum. Hayatın her anından keyif ve zevk almayı seviyorum.

“Vahşi Kadın’ın Yolculuğu”nu yazma maceranız nasıldı?

Bu kitabı doğuma ulaştıran aslında dört senelik bir ilişkinin bitişidir. Konuya “macera” kısmından bakarsam işin içine hayatımın dramatik kısmını da eklemem gerekir, ki bu ayrılık süreci de tam olarak büyük bir dramanın ürünüdür. Velhasıl, oldukça şiddet dolu uzun soluklu bir ilişkinin ardından geçtiğimiz sonbahar ve kış ayları boyunca ilişkideki partnerim kendime pek çok köklü psikolojik yarayı tek tek tanımaya başladıkça kitap yazmaya dair git gide ilham kazandım.

Nasıl yönlendirdiniz bu ilhamı?

Yıllar içerisinde edindiğim bilgilerin ve deneyimlerin sunduğu tez ve varsayımlar bu ilişkinin sorunsal yapısı içerisinde bir bir yer buldukça pek çok ilişki sorununa ve insanın psikolojisine dair de güçlü çıkarımlar yapmaya başladım. Çuvaldızı kendime batırarak yola çıktım ve o çuvaldızı hala taşırım. Sonuç olarak bir ilişkinin çöküşü hayatımın tüm bilgilerini kullanabilmeme aracı oldu desem yeridir.

TÜM GERÇEKLİĞİMİ SORGULAMAYA BAŞLADIM.

Kitapta ruhsal ve fiziksel olarak kendi zorlu deneyimlerinizi anlatmanızdan yola çıkarsak, bu deneyimler özünde neyi sorgulamanızı sağladı?

Hayat içerisindeki çoğu seçimimi özgür irademle yapıp yapmıyor olduğumu sorgulamama neden oldu. Hayatıma hâkim olan dinamikleri sorguladım.

Örneklemek gerekirse, nasıl sorular sordunuz kendinize?

Kararlarım bana mı aitti yoksa ebeveynlerimin, toplumun ya da sosyal çevremin etkisiyle mi karar veriyordum? Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümüne gerçekten kendi isteğimle mi girmiştim yoksa babamın benim için hayal ettiği hayatı gerçekleştirmek için mi? Evlenmememin nedeni kendi ailemde gördüğüm kavgalar ve şiddet miydi? Bunlar gibi pek çok soru zihnimde uçuşurken hayatıma dair en ufak seçimlerimde dahi bana ait olmayan inançlara, düşüncelere ve var sayımlara rastladığımda tüm gerçekliğimi sorgulamaya başladım.

KİTAP YAZMAK KONUSUNDA BİLDİĞİM BİR TEKNİK YOK

Kitabı yazarken nasıl bir pratik ve yol izlediniz?
Açıkçası kitap yazmak konusunda bildiğim bir teknik yok, daha önce herhangi bir yazarlık kursu ya da eğitime de katılmadım. Her ne kadar senelerdir makaleler yazıyor, çeviri ve editörlük yapıyor olsam da bir kitap dizini oluşturmayı ve içeriğin kurgusunu hazırlamayı tamamıyla mantığımla ve estetik güdülerimle yaptım. Sanatçı bir aileden gelmenin ve küçük yaştan itibaren çokça kitap okumanın faydası olduğunu düşünüyorum. Konuların akışı ve birbirleriyle bağlantısı ile bir mesaja bağlı kalmaya odaklandığımda süreç oldukça kolay ve akışkan hale geldi.

İçeriği oluştururken hayat nasıl ilerledi?

Kitabın içeriği oluşurken günlük meditasyon pratiklerime, sağlıklı beslenmeye ve düzenli egzersiz yapmaya dikkat ettim. Her ne yapıyorsam yapayım benim için bedenimde rahat olmak, eylemden zevk ve keyif almak çok önemli. Bu nedenle de çalışma alanımı bu unsurlara göre tasarladım.

GERÇEKTEN ÇOK ŞAŞIRMIŞTIM!

Keşfettiğiniz ve karşılaştığınız deneyimler ne oldu?

İçeriği yalın hale getirmek ve kurgulamak benim için işin en keşif dolu kısmıydı. Tüm fikir ve yazılarımı toparladıktan sonra kurguya geçtim ve çoğunlukla sayısal zihnimle yol aldığım bu sürecin sonunda ne olduğunu dahi anlamadan 300 sayfanın bittiğini hatırlıyorum.

Bu hızlı bir süreç, nasıl hissettirdi?

Gerçekten de çok şaşırmıştım! Fakat sürecin benim için en zor kısmı bu nokta ile başladı. Biraz (!) mükemmeliyetçiliğimin de katkısıyla ve editörlük yapmanın da etkisiyle sanıyorum, kitabın içerik akışını tekrar tekrar gözden geçirmek oldukça yorucuydu. Yalın, akıcı ve bilgi dolu bir kitap yaratmak istiyordum ve bu süreçte en çok da yazarlık dışındaki yeteneklerimin yazarlığıma ne kadar katkıda bulunabileceğini keşfettim. Akademi’de kullandığım her duygusal-bedensel-zihinsel aracın kitabı yazmama çokça katkısı oldu ve bunu fark etmek beni çok heyecanlandırdı. Çünkü bu araçların hayatın her alanına hizmet ettiklerini bir kere daha görmüş oldum.

“DİĞER YARIM” İFADESİ BENCE TESADÜF DEĞİL

(Kitapta dikkat çekenlerden biri de Psikiyatr Carl Jung. Ve Jung’un tanımlamasına göre, her kadının bilinçdışında ‘animus’ (erkil veya maskülen yön), her erkeğin bilinçdışında ise ‘anima’ (feminen yön) var olduğu ve bu özelliklerin seksüel veya davranış unsuru olmaktan çok, arketipsel enerjiler olduğu…)

Bu bilgiler hakkında sizin görüşünüz nedir?

Açıkçası beni anima/animus konusunda en çok heyecanlandıran kısım aşk konusu. Çünkü aşk dediğimiz şey aslında erkeğin kendi animasını kadına, kadının ise kendi animusunu erkeğe yansıttığı psikolojik bir durum. Başka bir deyişle, kişinin “kendini tanıması” için “diğer yarısını” dışarıda başka birinde görmesi.

Aşk sizin için özel bir konu olmalı…

Aşk söz konusu olduğunda âşık olduğumuz kişiye “diğer yarım” ifadesinin çokça kullanılması bence bir tesadüf değil. Benim hayat içerisinde merakla araştırdığım konuların başında aşk geldiği için de anima/animus konusuna çokça değiniyorum.

BU KİTAP HEM KADIN HEM ERKEK İÇİN YAZILDI

Okurlar bu kitabı neden okumalı? Onu farklı kılan nedir?

İlişkilerini, iletişimini ve cinsel hayatını derinlikli hale getirmek isteyen kadın ve erkek için yazılmış bir kitaptır “Vahşi Kadın’ın Yolculuğu”. Sıradan bir kişisel gelişim kitabı olmamakla birlikte “Analitik Psikoloji”, “Gölge çalışması” ve “Şiddetsiz İletişim” gibi köklü psikolojik ve iletişimsel yöntemleri anlaşılır ve pratik şekilde sunan bir içeriğe sahiptir. İçeriğinde yaşamını derinleştirmek, duygusal süreçlerini kolaylaştırmak ve kendini anlamak isteyen kişilerin hayatlarına katabilecekleri 13 ayrı aracın içeriği anlatılmaktadır.

Peki kadınlara özel mi?

İsmi her ne kadar “kadın”a dair bir kitap izlenimi yaratsa da aslında kitabın çıkış noktası ve varmak istediği yer, kadının ve erkeğin hem hayat hem de ilişkiler içerisindeki davranış biçimlerini ve bireyin hayatına hâkim olan dinamikleri anlamak ve bunları kişiye hizmet edecek şekilde değiştirecek yolları sunmaktır.

AKADEMİ FEMİNİST BİR BAKIŞ AÇISINA SAHİP DEĞİL

Vahşi Kadın Akademisi’nden de bahseder misiniz?

Akademi’nin amacı kişinin bireyleşme sürecine katkıda bulunmaktır. Bu sürecin kolaylıkla ilerleyebilmesinin ise kişinin kendisiyle ve yaşamla bağlantıya geçmesiyle mümkün olabileceğini söylüyorum. Birey, hayatın içerisinde korku/utanç/suçlulukla hareket etmek ve karar almak yerine bilinçli seçim yapabilir; derin ve samimi ilişkileri önceliği haline getirebilir; kendisini ve dünyayı gözetebilir, daha sağlıklı bir beden içerisinde yaşayabilir.

Sadece kadınlarla mı çalışıyorsunuz?

Vahşi Kadın Akademisi şimdilik sadece kadınlara yönelik inzivalar ve çalışmalar sunuyor. Bunun en büyük nedeni ise benim kadın olmam. Açıkçası her ne kadar erkek psikolojisine dair pek çok fikre sahip olsam da kadın olarak her zaman kör noktalarımın olacağını düşünüyorum. Bu nedenle de şimdilik sadece kadınlarla çalışıyorum.

Fakat not düşmek istediğim önemli bir nokta var: Akademi feminist ve kadınları erkeklerden üstte gören bir bakış açısına sahip değil. Aksine, feminizmin getirdiği güç savaşını feminizmin karşı durduğu mevcut sistemden farklı görmeyen bir yapıya sahip. Eşitlik adına şiddeti savunmanın sadece yıkım, anlaşmazlık ve bağlantı kopukluğu getireceğini düşünürüm. Bu nedenle Vahşi Kadın Akademisi’nin temelleri şiddetsizliğe ve bağlantı kurmaya dayanır, diyebilirim.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Didem Çivici: Ben teşekkür ederim.

Damla Karakuş

damla.karakus@ensonhaber.com

Instagram: biyografivekitap