Facebook Twitter Whatsapp Mail At

Yahudilerin tarihteki 3'üncü sinagogu ihtişamını koruyor

Ensonhaber.com 2018-06-07 12:16:00

Manisa'nın Salihli ilçesindeki Sardes Antik Kenti'nde bulunan, Yahudilerin dünyada üçüncü tapınağı olarak bilinen Sardes Sinagogu, ihtişamıyla dikkat çekiyor.

Avrupa'nın ve Türkiye'nin ilk havrası olan, ancak fazla bilinmeyen sinagog, özellikle Amerika'da yaşayan Yahudilerden ilgi görüyor.


Salihli'deki birçok medeniyete ev sahipliği yapan Sardes Antik Kenti, bu medineyetlere ait dini yapılarla da ilgi uyandırıyor. Tapınakların yer aldığı Sardes Antik Kenti'nde, Musevi cemaatinin yaşam sürdürdüğünün kanıtı olan Sardes Sinagogu, hala ihtişamını koruyor.

YAHUDİLERİN ÖNEMLİ 3. TAPINAĞI

Yahudiler için önemli olan Kudüs'teki Ağlama Duvarı olarak bilinen Süleyman Tapınağı ile Babil'deki kerpiç sinagogun ardından üçüncü önemli havra olan Sardes Sinagogu, inanç turizmi açısından önem taşıyor.


​TARİHİ HAKKINDA BİLGİLENDİRDİ

Seferad Sinagogu olarak da bilinen havrayla ilgili bilgi veren Salihli Turizm Derneği Onursal Başkanı Araştırmacı Mustafa Uçar, M.Ö. 215-212 yıllarında yapıldığı tahmin edilen sinagogun bölgeye gelen 2 bin haneden oluşan yaklaşık 10 bin kişilik Yahudi cemaati tarafından kullanıldığını anlattı. Yüzyıllar öncesindeki yaşamın izlerinin hala korunduğunu dile getiren Uçar, Yahudilerin Eskinazi ve Sefarad kollarına ayrıldıklarını ve Seferad kolunun İspanya Endülüs'ten doğduğuna inanıldığını, ancak Endülüs'ten önce Seferad kolunun bu coğrafyada yaşadığını ifade etti.

HEM ANADOLU'NUN HEM DE AVRUPA'NIN İLK SİNAGOGU

Uçar, "Burası dünyanın bilinen üçüncü sinagogu olması adına önemlidir. Yahudilerin Seferad kolu buradan çıkmıştır. M.Ö 215-212 yıllarında 2 bin hane, yaklaşık 10 bin kişi buraya geliyor. Geleneklerine, göreneklerine bağlı olarak Sardes merkezli Anadolu'ya ilk gelenler, burada sinagog kuruyorlar. Avrupa'nın ve Anadolu'nun ilk sinagogu" diye konuştu.

617 YILINA KADAR BURADA KALIYORLAR

Bölgenin depremlerden etkilendiğini anlatan Mustafa Uçar, altta bir tabaka daha olduğunu söyledi. Toprak altında kalan tabakanın üstüne M.S 166 yılında sinagog yapımına başlandığın ve M.S. 211 yılında tamamlandığını belirten Uçar, "617 yılına kadar burada kalıyorlar. Ancak daha sonra Yahudiler batıya doğru yola çıkıyor. İspanya'ya, Endülüs'e gidiyorlar. Seferad aslında Lidya'dır" dedi.


NİKAHLAR DA BURADA KIYILIYORDU

Sinagogda zamanında bin kişinin ibadet edebildiğini dile getiren Uçar, havrada cemaatin sorunlarının çözüldüğünü ve nikah kıyıldığını belirterek, zeminde yer alan mozaiklere dikkat çekti.

O DÖNEMDE DE SPONSORLUK VARMIŞ

Mozaiklerin üstünde sinagogun yapımına katkı sağlayan kişilerin isimlerinin yer aldığını kaydeden Uçar, sponsorluk anlayışının o dönemde de bulunduğunu belirterek,''Sehpanın önündeki 4 taşın olduğu alanda da nikah kıyılıyor. Zamanında Anadolu'nun en büyük ve tek sinagogu olarak geçiyor. Bin kişi ibadet edebiliyor. Doğu tarafından 3 kapısı var. Orta kapıdan hahamlar, sağ ve sol kapıdan da haremlik-selamlık usulüne göre kadınlar ve erkekler giriyor. Orta kapının her iki tarafında da yüksekçe yerler var. Bu yerlerde zamanında Hazreti Süleyman'ın emanetleri ve din kitapları saklanıyordu" diye konuştu.


GENÇ KIZLAR 7 KEZ YIKANARAK GÜNAHLARINDAN ARINIYOR

Havranın ortasında yer alan havuzlu salon hakkında bilgi veren Uçar, ritüellerden de bahsederek, "Yahudiler ellerini yüzlerini yıkayıp bu havuzda temizliklerini yapıyor. Ayrıca evlenecek olan genç kızlar, havuzun içinde 7 kez oturup kalkarak günahlarından arınıp, eşlerinin evlerine giderler. Bu salonda 14 sütun var. Dört ayrı köşedeki dört sütun, yukarıdan bakıldığında kalp şeklini taşır. Yehova tanrının adı, ancak aynı zamanda sevgiyi, aşkı ifade eder. Kalp şeklindeki bu sütunlar, dört bir tarafınız sevgiyle dolsun anlamına geliyor" dedi.