Osmanlı'da vals esintisi: Yine Bir Gülnihal

Sultan Abdülmecid dönemi, Batılılaşmanın her alanda hissedildiği bir dönemdi. Değişen yüzlerce geleneklerden biri de Türk musikisi idi..

Ensonhaber.com
Özel İçerik
04.07.2018 09:48

Aybüke SENGİR / [email protected]

Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi, Abdülmecid döneminde bir yandan saray fasıllarına ses sanatçısı olarak katılırken, bir yandan da Enderûn'da ve Yenikapı Mevlevihâne'sinde mûsikî dersleri veriyordu. Sadece türk musikisinin değil, tüm türk tarihinin en büyük simalarındandı. Mozart bile Dede Efendi'nin eserlerini dinlediğinde büyük şaşkınlık yaşamış ve türk müziğine ciddi anlamda ilgi göstermeye başlamıştı.

Abdülmecid dönemi ile birlikte Dede Efendi’nin musikî hayatı ve bununla birlikte yaşantısı da batılılaşmaya gidiyordu. Bu durumdan epey rahatsızdı ama bunu da layığıyla başardı. Doğu'nun Batı'dan daha ileri olduğunu ispat etmek için tek gecede Batı usulü hepimizin bildiği bu vals'i besteledi; Yine Bir Gülnihal...

Osmanlı'da vals esintisi: Yine Bir Gülnihal ViDEO

ABDÜLMECİD'İN BATILILAŞMA MERAKI

Sultan Abdülmecid bir gün Dolmabahçe Sarayı’nda Fransızları ağırlar. İlk gün mabeyn salonunda Fransızların verdiği konserde vals çalınıp dans edilirken padişah da bunu dikkatle izliyordu. Batılılaşmaya babası II.Mahmut gibi meraklı olan Abdülmecid Fransızları takdir eder, hediyeler verir ve ertesi gün yapılacak Osmanlı Musikisi sunumu için İsmail Dede ile bu konuyu konuşur.

FRANSIZLARLA MUSİKİ YARIŞI

Fransız bestekârlarla buluşan Dede Efendi ve beraberindeki Fransız sanatkârlar musiki sohbetlere girerler. Sohbette herkes kendi musikisini övmeye başlar. Yere göğe sığdıramazlar musikilerini; bir bir üstünlüklerini ispat etmeye çalışırlar. Sohbet yavaş yavaş yerini tartışmaya, hatta kavgaya götürür. Kıvılcımlar yükselirken Dede Efendi şöyle der; ‘’Bizim musikimizin üstünüğü, makımlarıdır. Peki ya sizin üstünlük ısrarınızın sebebi nedir?’’

Oradan bir Fransız çıkar: ‘’Tüm dünyanın bildiği ve saygı duyduğu vals müziğimiz var’’. Dede tabi ki altta kalmamak için bizim de vals müziğimizin olduğunu söyler.

YALAN SÖYLEMEK ZORUNDA KALDI

Bu sırada Fransız sanatkarlar Dede’nin cevabını kuşkuyla verdiğini hissederek hemen bir soru daha patlatırlar; ‘’Bize bir eser lütfedebilir misiniz?’’ Dede Efendi de bugün çok yorulduğunu, müsaade isteyerek eğer arzu ederlerse yarın çalabileceğini söyler. Fransız sanatkârlar, biraz alaycı tabirle koltukları kabararak, “ Tabi ki efendim ama fazla geç kalıp da bizleri meraklandırmayın” derler.

TEK GECEDE OTURUP YAZDI

İşte buradan sonra Dede için zorlu bir gece başlıyor. Çünkü o zamana kadar Türk müziğinde hiçbir sanatçı vals müziği bestelememişti. O gece bütün gün kara kara düşünür, çünkü ucunda mahcup olmak daha da kötüsü Türk Müziği’nin aşağılanması söz konusuydu. Besmeleyi çekip yazmaya başlar vals ritmindeki eseri bestelemeye... Halil Paşa adına Gülnihal kalfa için yazdığı şiire bir beste oturtur. Semai usulünde yani 3/4 lük Vals ritminde bir beste çıkar ortaya.

‘’YİNE BİR GÜL NİHAL’’ ESTİ

Sabah olduğunda Fransız sanatkarlar Dede’den eseri çalmasını isterler tabii. “Kusura bakmayın dün biraz yorgundum o yüzden sizlerden müsaade istemiştim.” der ve başlar Türk Müziği’nde vals ritminde bestelenmiş ilk yapıt olan “Yine bir gül Nihal” eserini çalmaya. Herkes bu eseri dikkat ve hayranlıkla dinlerken, Fransızlar hanımlarını dansa kaldırırlar. Kendi ritmlerinde Türk Musikisi icra ediliyordu ve ritm öyle güçlü ve coşkuluydu ki dans etmekten kendilerini alıkoyamazlar. Parça bitince bir gün önce yaptıkları saygısızlık için hem Dede Efendi’den, hem de Padişahtan özür dilerler.