1 0 0
Facebook Twitter Whatsapp Mail At Kopyala

Oral Sander’in Siyasi Tarih Kitabı

Ensonhaber.com 20.08.2017 20:30

Kitap, siyasi tarih tartışmalarını çok geniş çerçevede ele alıyor.

Türkiye’nin yetiştirdiği önemli akademisyenlerden olan Oral Sander’in Siyasi Tarih kitabı konuyu ilkçağlardan alıp 1918’e kadar ki süreci mercek altına alıyor. Genç yaşta aramızda ayrılan Profesör Sander, yazdığı yakın tarih kitaplarıyla bilgi eksiklerimizin giderilmesine yardımcı oldu. Bu alanda oldukça verimli çalışmalar yaptı. Amerika’da çeşitli üniversitelerde dersler ve konferanslar verdi. Bunun yanında öğreniminin bir kısmını da Harvard Üniversitesi’nde tamamladı.

Yazarın, yurtiçi ve dışında yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Üniversite yıllarımda hocamızın bize tavsiye etmesiyle Oral Sander’in kitaplarıyla tanışmıştım. Elimdeki kitabın devamı olan Siyasi Tarih (1918-1994) kitabını da okumanızı öneririm. Bunun yanında Türkiye’nin Dış Politikası Sovyet Dış Politikası, Türk Amerikan İlişkileri gibi kitaplar da son derece önemli birer kaynaktır.

SİYASİ TARİH NEDİR?

Bugüne kadar tarihten çok söz edildi. Tarihten daha dar anlamada kullanılan ve onun bir bölümü olan “siyasi tarih” terimi, Türkçede yanlış anlamaya uygun bir terimdir. İlk bakışta, siyasetin tarihini inceler gibi görünüyor ama bu tam olarak doğru değildir.

Sander’e göre siyasi tarihin tanımı şöyle:

"Bu disiplin, devletlerden, devletlerin ortaya çıkışından, değişme, gelişme, yıkılışlarından ve ülkeler arasındaki siyasal ve bir dereceye kadar ekonomik ilişkilerden söz eder. Bu bakımdan sözü edilen disipline özellikle Batı’da “uluslararası ilişkiler tarihi” de denilmektedir. Ancak, Türkiye’de hemen hemen elli yıldır siyasi tarih terimi kullanılageldiğinden, bugün için terimi değiştirmek pek doğru olmasa gerek."


TÜRKLERİN SİYASAL EGEMENLİĞİ

13.ve 14. yüzyılda Avrasya steplerinde Türkler canlı bir yaşam sürmekteydi. Bu tarihte, kavim üstüne kavim, daha iyi otlaklar bulmak amacıyla batı yönünde hareketlendiler. Önce Hint- Avrupalılar, sonra Türkler ve en sonunda Moğollar batıya göç ettiler. 10. yüzyılda Türklerin Orta Asya’dan güney batıya doğru genişlemeleri sonucu, yerleşik tarımcılarla göçebeler arasındaki dengede bir kayma oldu.

İran’da başlayarak Ortadoğu’ya giden Türkler, Türk dilinin Aral gölü ile Hazar denizinin güneyine kadar yayılmasını sağladılar. Türkler İslam dinini kabul edip, onun bazı davranış kalıplarını benimsemekle birlikte, İslam dünyasında benliklerini yitirmediler. Askeri yeteneklerinin gururuna dayalı bir üstünlük duygusu, Türklerin toplumda erimelerini engellemiş, dil ve savaşkan değerlerini korumuşlardır.

LALE DEVRİ VE ÖNEMİ

Bir barış adamı olan III. Ahmet, Pasarofça Antlaşması’ndan sonra 12 yıl sürecek olan barış döneminde, Batılılaşma ve reform yönünde ciddi girişimlerde bulunma olanağına kavuştu. Haremin çevirdiği dolaplardan göreli olarak uzak kaldı. Hoşgörülü, Batı ve Doğu’nun uygarlıklarını birleştirmesini bilen, gelişmekte olan modern dünyayı anlayan, gelişmiş kafa yapısına sahip, uygar bir monarktı.

Padişahın en ünlü zamanı Lale Devri’dir. Lale, dönemin edebiyatının, öteki güzel sanatların ve Batılılaşma hareketlerinin simgesi durumuna gelmiştir. O kadar ki, lale 20. yüzyılda Cumhuriyet dönemine kadar Türk şiirinin sembolü olma vasfını da muhafaza etmiştir. Lale Devri, eğlenceleri ve ilham ettiği edebiyatıyla, yalnızca geçici bir heves olarak görülmemelidir.

Yeni bir dünyevilik, aydınlanma, rasyonel araştırma duygusu ve liberal reform dönemini de açmıştır. Osmanlı Devleti’nde önemli tarihsel olay olan Lale Devri’ni bu açıdan değerlendirmek daha sağlıklı olur görüşündeyim.

Siyasi Tarih kitabını hem öğrencilerin hem de bu konuları merak eden her tarih severin okumasında yarar görüyorum.

Kitap sayfası için iletişim: [email protected]