Mimar Sinan eserlerinin bilinmeyen yönleri

Tam beş padişah gördü, üçünün mimarbaşıydı. Mimar Sinan, ömrü boyunca yaptığı eserlerinde üstün zekasını kullandı, geride bıraktıkları bugün bile mimarların ağzını açık bırakıyor.

Ensonhaber.com
Özel İçerik
25.08.2018 12:03

Aybüke SENGİR / [email protected]

Mimar Sinan yaşadığı dönem boyunca 350’den fazla cami, mescit, medrese, saray, kervansaray, hamam, mahzen, hastane, imaret, kemer ve köprüye imza attı. Osmanlı mimarlığındaki klasik dönemi estetikle buluşturdu. Mimarlığının yanı sıra çok iyi de mühendisti o. Öyle ki, kendi deyimi ile kıyamete kadar yıkılmayacak olan Süleymaniye Camii, 500 yıla yakın dimdik ayakta duruyor. Koca Sinan’ın dehasını anlamak için gidip yerinde görmek şart.

SELİMİYE İÇİN NELER DÜŞÜNMÜŞ

Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği Süleymaniye Camii’nin zemini gevşek bir topraktı. Bu nedenle, minarelerinin yakın zamanda yıkılacağı farkedilmişti. Uluslararası bir grup bilim adamı toplanmışlar, nasıl kurtarırız bu tarihi minareleri diye kafa kafaya vermişler. Sonuçta en son teknoloji olan metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişler. Minarelerin temellerini açınca, koymayı düşündükleri kelepçelerin aynısıyla karşılaşıyorlar. Meğerse Mimar Sinan, yüzyıllar önce aynı şeyi düşünmüş zaten.

İLERİ GÖRÜŞLÜLÜĞÜNÜ ONAYLAN MEKTUBU

Bölmede, üzerinde eski yazı olan bir notla karşılaşıyorlar. Mektupta yazılanlar eski Türkçe bilen birine okutturulunca ortaya şöyle bir metin çıkıyor; "Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz." Koca Sinan, kademe kademe, kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatımış mektupta. Bu oyuk içinde yer alan bir şişe ve şişe içindeki notta şöyle bir sey yazıyormuş: "Her kim bu taş eskidiğinde yenisiyle değiştirmek isterse; eski taşın yerine takılacak yeni kilit taşının iki tarafından yağlı iple taşı bir taraftan sokup öteki taraftan çeksin ve sonra ipin dışarıda kalan kısımlarını kessin." Heyet Sinan’ın söylediklerini yaparak kurtardı Selimiye’yi.

HER KÖŞESİ GİZLİ MESAJLARLA DOLU

Ayrıca, Koca Sinan’ın ustalık eseri İslami mesajlar da içeriyordu;

- Selimiye'nin kubbesinin tek olması Allah'ın birliğini,

- Kubbesinin geniş olması Hristiyan mimarlardan daha iyi işler yapabileceğini,

-Caminin pencerelerinin 5 kademeli oluşu islamın 5 şartını,

-Vaaz kursulerinin 4 tane olusu islam'da 4 tane mezhebin hak oldugunu,

-Selimiye Kulliyesi’nin 32 tan kapısının olması İslamın 32 farzını,

-Arka minarelerde 6 yolun olması imanın 6 şartını,

-Minarelerinde 12 serefe olması camiyi yaptıran padişahın 12. Osmanli padişahı olduğunu sembolize ediyor.


KOSKOCA SÜLEYMANİYE’DE BİR ÖRÜMCEK AĞI BİLE YOK

Gelelim Koca Sinan’ın kalfalık eserim dediği İstanbul’daki Süleymaniye Camii’ne... En çok konuşulan şey, tarihi camilerde neden örümcek ağı ve böcek bulunmuyor? Eski tarihlerde deve kuşu yumurtasının yaydığı koku örümcek ve benzeri küçük böcekleri rahatsız ettiği keşfedilmişti. Mimar Sinan’ın eserlerine baktığımızda kubbelere devekuşu yumurtaları konulduğunu görüyoruz. O dönem Sultan Süleyman’ın Afrika’dan onlarca devekuşu yumurtası getirttiği biliniyor. Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’ni yaparken, avizelerde bulunan kandil çanaklarının aralarına devekuşu yumurtaları koydurtmuş. Aradan 400 yıl geçtiği için oyumurtaların çoğu kırılmış ya da çalınmış durumda ama dikkatli baktığınızda hemen farkediyorsunuz.

MUHTEŞEM AKUSTİĞİ

Caminin iç bölümündeki ses ve aküstik yapısı gerçekten bir dünya harikası. Hiçbir hoparlör konulmadan iç bölümün neresinde olursanız olun aynı sesi işitebiliyorsunuz. Mihrabın önünde el çırpın, tam mihrabın karşısındaki yani kuzey giriş kapısı önünden o sesi aynen işitirsiniz.

HER ŞEYİN BİR ANLAMI VAR

Daha bitmedi... Süleymaniye'nin dört minaresi İstanbul'da yaşamış dört büyük hükümdarı; Fatih Sultan Mehmet, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman'ı ya da camiyi yaptıranın İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah olduğunu temsil ediyor. Minarelerin uzun ve kısa duruşu da piramit görünümü vermiş durumda. Uzaktan bakıldığında, birbiri üzerinde göklere yükselen bir merdiven gibi duran bu orantı ustalığı, Hristiyan öğretide, "Yakub'un Merdiveni" diye geçiyor.

Daha saymakla bitmeyecek ilginç ve bir o kadar da akıl almaz sırları Mimar Sinan'ın nasıl dahi bir kişiliğe sahip olduğunu gözler önüne seriyor gerçekten.