İsrail’de dört gün ne yaptım: Tel Aviv gezi rehberi

Önce Miami edasına vurulduğum başkent Tel Aviv’e, oradan da eski şehir Yaffa’ya gittim. Şekel’le aramız bozuk ama İsrail, beni çok şaşırttın.

Ensonhaber.com
Özel İçerik
31.08.2018 15:38

Selen KALDIRIM/ [email protected]

Dünyanın dört bir yanında, insanların günlük hayatlarını nasıl yaşadığını hep merak etmişimdir. Bu merakım ve vizenin bedava olması beni İsrail’e bir bilet almaya ikna etmeye yetti. Şehir içindeki yaşamın maddi kazığını yedikten sonra ülkenin bedava vizesini gözünüz görmüyor ama olsun; Tel Aviv ayakları sıkıca yerde olan bir şehir. Orta Doğu'daki bu modern kentte karşılaştığınız her şey hoşunuza gitmiyor; mesela parası. İsrail! Bununla ilgili bir şeyler yap, daha sık gelelim.

İsrail’de dört gün ne yaptım: Tel Aviv gezi rehberi VİDEO

Tel Aviv’in elit edası, Ölü Deniz'in ürkütücü duruşu, Batı Duvarı'ndaki Ortodoks Yahudilerinin sessiz duaları, Kudüs topraklarında yaşayan Müslümanların dinsel bağlılıkları… Sevgili ziyaretçiler; İsrail hiçbir zaman şaşırtmadan bırakmaz.

GÜVENLİ Mİ: 2 SAAT ÜLKEDEN ÇIKAMADIM

Evet, İsrail her zaman sorunları olan bir ülke olacak ama sen bu sorunların hiçbirini 3-4 günlük tatilinde hissetmeyeceksin. Elbette güvenlik konularının kafanızı kurcaladığını biliyorum. Bir turist olarak İsrail’e gidersen ne olur? Havaalanı pasaport kontrol noktasında kişisel sorulara tabii tutulman dışında extrem bir durumla karşılaşmazsın; Niye geldin, burası ne alaka, biri sana bir şey verdi mi, yanındaki kim vsvs gibi sorgu sual. Normal karşılayın.  Asıl kontrol ülkeden çıkarken yapılıyor. Havaalanına olabildiğince erken git. Kimin senin ya da bavulun hakkında ne düşüneceğini bilemezsin. Birileri bütün çantanı darmadağın edip aramak isteyebilir.

Neyse ki içeride hava hoş. Güvenlik görevlilerini şehrin dört bir yanında, hatta bazen tepende uçan jetlerde göreceksin. Korku, İsrail’in Tel Aviv şehrine gelmemen için hiçbir zaman sebebin olmamalı.

ULAŞIM

2 buçuk saatlik yolculuğun ardından Ben Gurion Havaalanı’na iniyorsun. Şehrin neresinde kaldığın önemli değil; Dizengoff Caddesi’ne git, oradan yolunu bulursun. Havaalanı’nın önünden otobüs, tren, taksi ve sarı dolmuşlar kalkıyor. 5,90 şekele gidemeyeceğin yer yok.

ÇOK PAHALI ÇOK

Bu, İsrail'e gitmeden önce bilmeniz gereken en önemli şeylerden biri. İsrail, fiyat seviyelerinizle beni gerçekten şaşırttınız! Böyle bir kazıklık beklemiyordum.

İsrail Yeni Şekeli ekonomik amaçlar için kasıtlı olarak düşük tutulan güçlü bir para birimi. Dünyanın en pahalı 14. ülkesinde olduğumu, birkaç yüzlük şekel’den sonra anladım. Yahudi oyununa geldim. Bir güzel para harcadım ve kredi kartıma borçlandım.

Türkiye’ye döndükten sonra karşıma bir haber çıktı: Oda konaklamalarında dünyanın en pahalı şehirleri. Ne gördüm bilin. Fiyatların en pahalı olduğu ilk üç şehrin arasında Tel Aviv var. Baya baya yanlışlıkla kendimi kazıkladım. Seyahat editörü de olsan, böyle oyunlara gelebiliyorsun…

TOPLU TAŞIMASIN, SEN YÜRÜ

Şehrin dört bir yanına yayılan özel erişim noktaları sayesinde, Tel Aviv'i dolaşmanın en iyi yolu bisikletler. UBER yok, taksiciler kendini Schumacher sanıyor, onu da boşver. Toplu taşıma için biletler fix 5,90 şekel. Mecbur kalmadıkça yürümeyi tercih et, buraya seyahat etmeye geldin; şehri dibine kadar gezip görmelisin.  Sokaklar akşamları festival havası veriyor. Akdeniz’in samimi ortamını, Ortadoğu’nun sıcağını içine çekiyorsun. Şehir adeta Miami’nin İsrail versiyonu gibi; her daim modern, canlı ve kozmopolit.

CADDE VE SOKAKLARI

Sahil bölgesindeki hareketli Allenby Caddesi ve Rothschild Bulvarı pazar alanına;  göbekte bulunan Dizengoff Caddesi ise şehir merkezine açılıyor. Dizengoff kafe ve bar kültürüyle kendini aşmış bir sokak. Kaldırım köşelerinde ayaküstü muhabbet ettiren mekânlarıyla ünlü. Pizzanı da, dondurmanı da, sushini de, humusunu da burada yiyebilirsin. Açık hava bir kafede oturup insanları izle. Gözünün önünden binbir türlü hikâye geçecek ve sen bu büyünün peşinden gideceksin.

Restoran fiyatlarıyla dans etmek istemezsen büyük süpermarketlerdeki hazır gıdaları tercih et. Daha ucuz olduğu için insana ayrı bir lezzetli geliyor. Organik gıda konusunda kendini aşmış bir şehirde kötü bir yemek yeme ihtimalini düşünme bile. Bu konuda iyiler.

ŞEHİRDE STARBUCKS YOK

Tel Aviv'de hafta sonu, cuma ve cumartesi. Şabat günü bitene kadar şehirli duasını edip dinleniyor. Hani hafta sonunu değerlendirmek için bir bilet alırız ya, işte onu Tel Aviv için yapmayın. Ortalıkta akşam 21’e kadar otobüs, tren bulamazsın, çoğu dükkan ve mekan kapalı olur. Tatilin Cuma’ya denk geldiyse Şabat günü şehir merkezinde kalıp hala hizmet veren butik bir kafede yerel kahveni söyle. Gözün arıyor değil mi? Üzgünüm, Tel Aviv’de Starbucks yok. Belki’de İsrail, Sturbucks’ın baharatlı latte lezzetini sevmemiştir… Sonuçta gelen turist İsrail’in humusu kadar kahvesini de övmeli ;)

HER TÜRLÜ GÖRÜŞ İÇİN ÖZEL BİÇLERİ VAR

Bu şehirde maalesef öyle aman aman bir tarih yok. Öyle ki “Sence nereye gideyim?” diye sorunca çoğu kişi “Plaja git” cevabını veriyor. Yalnız sahilde sahil… Tel Aviv sahili, uzunluğu yaklaşık dokuz mil olan beyaz kumlu bir plaj. Kaya yok, ayak ağrısı yok, parmak arası terlik kaybı yok. Özellikle dini özgürlüğe uygun, cinsiyete göre, aile ortamına uygun farklı konseptlerde çok sayıda plaj var. Evet, İsrail'in seni şaşırtacağı bir şey daha: ülke dünyanın eşcinsel başkenti olma yolunda; hep destek, tam destek.

HALK YAŞAMASINI BİLİYOR

Gordon Beach Tel Aviv'in ana plajı; şezlonglar, dondurma dükkânları, açık spor salonu ve plaj restoranları ile oldukça popüler. Tel Aviv şehrindeki insanlar günlük hayatlarında ne yapar? İşte burada göreceksin; Çılgınlar gibi spor yapan, skuter’ıyla bir yere yetişmeye çalışan, köpeğini gezdiren, şarkı söyleyen, oyun oynayan, kitap okuyan, özveriyle çalışan yüzlerce insan… İsrail halkı nasıl yaşaması gerektiğini biliyor. İnsanların sağlığa olan düşkünlüklerini, ırkın güzelliğinden anlıyorsun.

NOT

Küçük bir not düşeyim: Gordon Beach’de şezlong ve şemsiyeleri plajın girişindeki turnikelerden alıyorsun; akbil doldurur gibi. Daha sonra boş olan şezlonglar için yer kapmaca oyunu başlasın!

MÜZE Mİ O?

Beth Hatefutsoth, Ramat Aviv bölgesinde bulunan bir tarihi müze. 1978 yılında, Yahudilerin İsrail topraklarından 2.500 yıl öncesine kadar sürgün edilmesine kadar, bir halkın uzun ve kıvrımlı hikâyesini anlatan bütün eserleri tek bir müzede toplayıp işi bitirmişler. İçeriye girdim mi diye sorun? Biliyorsunuz ki pek tarzım değil…

İSRAİL’DE NE YAPARSIN

Eğer macera arıyorsanız ‘İsrail'de ne yapmalı’ cevaplaması kolay bir soru: ATV turu, zip astarı, sıcak hava balonu gezileri, tekne gezileri, yürüyüş, su sporları, kanyon geçişi ve daha pek çok aktivite. Şehirden uzaklaşmak istersen Ölü Deniz, Yaffa, Kudüs; ziyaret etmen gereken başlıca yerler olsa gerek. Ben de tabii ki kutsal topraklarımız Kudüs’e gittim fakat Kudüs yazımı İsrail’in 2’nci partında yayınlayacağım.

HUMUSLA İMTİHANIM

Seyahat ederken, bir kültürün yerel mutfağını deneyimlemek tabii ki isteriz ama her şeyin içine de humus koyulmaz ki kardeşim… Pizzadan tutun da, makarnasına, içinde bir falafel, o yoksa humus var. Humus severler, Ebu Hasan ve Shlomo & Doron'dan başka bir yere bakmayın. Dizengrof caddesinde bulunan Piazza restoran ise benim favorimdi. Yeşil salatanın içine her ne koyuyorlarsa tadı hala damağımda. Şehirde beni tavlayan en alıcı konu gıdaların tazeliği ve organikliğiydi. Bize Türkiye’de ne yediriyorlar anlamadım…

CARMEL MARKET İYİ Kİ VAR

Yiyeceğe mi ihtiyacın var? Carmel’e git. Kıyafete mi ihtiyacın var? Carmel’e git. Arkadaşın ve ailen için hediyeler mi alacaksın? Carmel’e git.  Carmel Market şehrin ana yüreği gibi. Satıcılar seni tezgâha çekmek için haykırıyor, bağırmalarını telaş yapma. O abiler sayesinde şehrin yüksek fiyatlarından kurtuluyorsun. Doldur poşeti. Pazar işte; her şey ucuz. Mesela ben şekelle tanıştıktan sonra Carmel Market’te yatıp kalktım.

OLD CITY: YAFFA LİMAN KENTİ

Yaffa, limanıyla beraber bulunduğu bölge için bir nevi eski dünyaya açılan kapıydı. Ünlü Yafa portakallarının evi burası. Bugün Jaffa, İsrail Yahudileri, Müslüman ve Hıristiyanların evi. Üç büyük din bir aradalar ve bu şehirde ne bir kargaşa ortamı, ne de bir samimiyet vadediyor; herkes yerini de, mesafesini de iyi biliyor. Arkeologlar, Jaffa'da da zaman geçirmeyi, eski rıhtımları, kaleleri ve tapınakları keşfetmeyi severler. Yaffa bir liman şehri, balıkçılık gelişmiş ve ticaret hâkim. Yaffa bu şehirde karşılaşacağın tek tarihi eser bölge. Bir iki kilise ve cami dışında ortalık taş duvar. Ben etkilenemedim. Kudüs’ten sonra boş bir turizm israfı.

ŞEHRİN HİKÂYESİNİ ANLATAYIM: BEDEVİLER ARAZİLERİ YAHUDİLERE SATTI

Yaffa ile Tel Aviv büyük bir duvar ile ayrılıyor, dip dibeler. Yaffa duvarının ardından Tel Aviv arazisi başlıyor. 1909 yılında Bedevilerden satın alınan araziye Yahudiler ufak ufak yerleşmeye başlamış. Ardından da kendi aralarında belirledikleri bir piyango sistemiyle toprakları paylaşmışlar. Kurulan ilk mahallenin adı Neve Tezdek. Bu bölgenin etrafını yaklaşık 4000 adediyle Bauhouse denen Alman mimarların eseri beyaz evler sarıyor. Bu fotoğraf Tel Aviv'in toprak paylaşımından bir kare.