Facebook Twitter Whatsapp Mail At

Eyfel Kulesi’ni iki kere satan adamın hikayesi

Ensonhaber.com 2018-08-17 09:31:23

Viktor Lustig, Eyfel Kulesi’ni tam iki kere satmayı başarmış büyük bir dolandırıcıydı. Kendisini hükümet görevlisi olarak tanıtarak kurbanlarının içinden en saf olanını seçiyordu.

Aybüke SENGİR / aybuke.sengir@ensonhaber.com

Victor Lustig bir Çek göçmeniydi. Babası ise yaşadıkları küçük kasabada belediye başkanı olan orta halli bir adamdı. Kariyerine küçük suçlarla başladı; hırsızlık, cepçilik gibi. Çeşitli kumar hileleri öğrendikten sonra, Lustig  Avrupa ve Kuzey Amerika arasında Atlantik’i gemilerinde bulunan birçok zengin yolcuyu  hedef olarak seçti.

Eyfel Kulesi’ni satma öyküsü ise 1925 yılında bir gazetede bakımı oldukça pahalıya mal olduğu için sökülmesi gerektiği ile ilgili bir yazı okumasıyla başlıyor. Lustig’in beyninde haberi okur okumaz bir şimşek çaktı. Eyfel Kulesi’ni açgözlü ama saf bir işadamına hurda olarak satabilirdi! İlk iş olarak kendisini Fransız Bayındırlık Bakanlığı görevlisi olarak tanıttığı ve Eyfel Kulesi’ne teklif vermelerini istediği bir mektubu Paris’in en tanınmış hurda tüccarlarına göndermek oldu.

“EYFEL YIKILACAK SÖKÜLMESİ GEREK”

Mektubu alan beş işadamı daveti ciddiye alıp otele geldiğinde hepsine burada yapacakları konuşmalarının gizli kalacağı konusunda yemin ettirip, sonra da Eyfel Kulesinin yıkılma tehlikesinde olduğunu ve sökülmesi gerekeceğini söylemişti. Ünlü anıtın hurda demirleri için teklif istiyordu. Lustig, bakanlığın böylesine sevilen ulusal bir anıt için kamuoyunun tepkisi büyük olacağından, böyle gizli bir toplantı ve yeminlere başvurduğunu da açıklamıştı.

KENDİLERİNİ RÜŞVETLE AKLADILAR

Bir hafta içinde teklifler verildi ve Kont, hurda tüccarı Andre Poisson’un teklifini kabul etti, çünkü içlerinde en safı oydu. Anlaşma yapıldı. Lustig’in sekreteri Collins’in de tanıştırıldığı son toplantıda, iş için kaparo olarak banka çeki verildi. Üçkağıtçılar, bunun ardından ustaca bir darbe daha indirdiler. İşi kolaylaştırmak için yetkililere rüşvet vermeleri gerekeceğini söylediler. Hurdacı buna da razı oldu ve bu kez rüşveti nakit olarak verdi. İçinde bir parça kuşku varsa, o da giderilmişti artık. Rüşvet, adamların gerçekten bakanlıktan olduklarının kanıtıydı.

HURDA TÜCCARI UTANCINDAN KONUŞMADI

Lustig ile Collins, parayı aldıktan sonra 24 saat içinde ülkeyi terk ettiler. Ama sahtekârlıklarının ardından kopmasını bekledikleri gürültü bir türlü gelmemişti.  Çünkü aldatıldığını anlayan hurda tüccarı, utancından ve ticari kariyeri zedeleneceğinden dolayı dolandırıldığını polise bildirmemişti.

ŞİKAYET EDİLMEYİNCE BİR DAHA DENEDİ

Lustig ve sözde sekreteri şikayet edilmediklerini anlayınca, aynı oyunu bir kere daha tezgâhlayıp Eyfel Kulesi’ni bir başka hurdacıya daha sattılar. Fakat bu sefer dolandırılan işadamı polise başvurdu. Afişleri Avrupa’nın her tarafına dağıtılan ve en çok aranan suçlular arasına giren ikili, çözümü yeniden ABD’ye kaçmakta buldu.

1934 yılında sahtecilik suçundan tutuklandı. Hapisten kaçtı ancak bir yıl sonra tekrar yakalandı. 1947 yılında Alcatraz Hapishanesi’nde cezasını çekerken öldü Lustig. Bugün Avrupa’da Lustig’i kime sorsanız “Dolandırıcılar Kralı” olarak bilir.