Budapeşte'de dünyanın en güzel kafesiyle tanıştık

New York Palace yalnızca bir kafe değil: Bazıları burayı ulusal bir anıt olarak görüyor, bazıları ise barok mimarisinde bir müze... Abartıldığını düşünüyorsan yorumu sana bırakıyorum.

Ensonhaber.com
Özel İçerik
24.01.2019 10:46

Selen KALDIRIM/ [email protected]

Birçok gezgin için dünyayı bir kafeteryadan görmek, leziz bir kahve sipariş etmek, basit ama tatmin edici bir zevk.

New York Cafe'de, ünlü paprika soslu piliçten çok daha derin ayrıntılar var.  Bu otantik atmosferi anlamak için 1870'lere geri dönmemiz gerekecek. New York Cafe, birçok siyasi sistem ve tarihi dönüm noktası yaşamış. O dönem Max Aufricht'in, cebinde birkaç gümüşlük ve yüreğinde büyük hırslarla Budapeşte'ye geldiği zamanlardı. İşte her şey böyle başladı. Aufricht, elinden ve kesesinden gelenin en iyisini yapmakla kalmadı; Macar mutfağını özel mönülerine taşıdı.

20'İNCİ YÜZYILIN EN SEVİLEN KAHVE EVİYDİ

Kahve kültürü, Macar tadı ile iç içe geçtiği dönemlerde Budapeşte'yi ele geçirdi. 19'uncu yüzyılda, başkentin etrafına yayılmış 500 kahve evi vardı. New York Cafe de en güzel ve en sevilen kahve eviydi. Özellikle, dönemin yazarları ve editörleri arasında popüler bir yerdi. New York sigorta şirketi adına yaptırılan ve New York Sarayı'nın zemin katında yer alan yapının tasarımında, Macar Mimar Alajos Hauszmann, Floris Korb ve Kalman Giergl’in imzası var.

SAVAŞTAN SONRA YILLANMIŞ BİR GÜZELLİK

Kafe, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ağır bir hasar almış olsa da bugün, küllerinden yeniden doğmuş bir şekilde hizmet vermeye devam ediyor. Büyük bir restorana sahip olan bina, tarihi Nyugat-bar ile birlikte The New York Oteli'nin bir parçası. Yüzme havuzu, sauna, buhar odası gibi tesislerin yanında, tarihi odalarında konaklayacağın tasarım harikalarını görmelisin…

Günümüzde otel olarak hizmet veren New York Sarayı kuşkusuz şehrin en göz alıcı müze restoranlarından birine sahip. New York Cafe'de, İtalyan Rönesans teması devam ediyor. 24 saat hizmet veren kafenin bir hikayesine göre sahibi, ''Bu kafe asla kapanmayacak'' diyerek anahtarını Tuna Nehri'ne atmış.

ŞEF ANDRASS'IN MÖNÜLERİNİ DENEYİMLE

İtalyan barok tarzının hâkim olduğu binada, ana cephe rölyef ve heykellerle süslü. Şapeller, avizeler, ışıklandırmalar neler neler… Bir kahveyi çok görme, bu güzel Macar kentine. Yenilikçi lezzetler, Şef Andráss Wolf'un eserlerinden geçer.

1800'LERDEN KALMA FRESKLER

Bu deneyimde; avizeler, beyaz masa örtüleri, garnizonlar ve şaşırtıcı derecede arkadaş canlısı bir ortam var. Kafanı tavana doğru çevirdiğinde, Gusztav Mannheimer ve Ferenc Eisenhut'un 1800'lerin ortasına kadar uzanan fresklerini göreceksin.

Garsonuyla ya da barmeniyle konuşmanın tadını çıkarın, şefin tavsiyelerine uyun.

BURADA NE DÜĞÜN YAPILIR…

Daha önce söylediğim gibi, New York Cafe'de yapılacak bir yemek daveti, ortalama bir günü mükemmel bir kutlamaya dönüştürebilir.

İç mimar Iosa Ghini tarafından tasarlanan New York Palace'ın modern konferans merkezi, ayrı bir girişe sahip ve bağlantılı odalarda 650 konuk ağırlayabiliyor. Ana salonun, 50 kişiye kadar ilave iki etkinlik alanı açılabilen 550 kişilik kapasitesi var. Salonda her ayrıntı düşünülmüş; misafirlerin dudağını uçuklatabilirsin. Louvre Müzesi'nden daha ihtişamlı bir ortamda vereceğin daveti düşün; havandan geçilmez.

DEVASA DAVET SALONUNU GÖRMELİSİN

Otelden doğrudan erişime sahip, ahşap panellerle zarif bir şekilde tasarlanmış ve aynı zamanda en son teknolojiye sahip ilave bir konferans alanı, birbirine bağlı dört odasında 225 kişiye kadar ağırlayabiliyor. Ana salon 80-100 kişilik kapasiteye sahip. Bunlardan iki tanesi, ayrı bir fuaye ile birlikte daha özel etkinlikler için kullanılabilir. Mesela  modern Rossini odası, bir kokteyl partisi için 160 kişi ağırlayabilir, ki bu rakam kararında bir davet için yeterli olacaktır.

Bu da sabah kahvaltısı servisinden bir kare...

ÖYLEYSE MASAYA NE SİPARİŞ EDECEĞİZ?

New York Cafe'de Macar mutfağının leziz mönüsüyle doyacaksın. Tadım olarak bizim kültürümüze çok uzak lezzetler değil. Birkaç örnekle masaya ne sipariş etmelisin, kendi önerilerimi yazıyorum. Wiener şnitzel (Viyana şinitzeli), bu son derece basit ama lezzetli bir yemek, hemen hemen her restoranın menüsünde. Avusturya mutfağından kopup, sofrana geliyor. Sığır eti de birçok efsanenin konusudur, fakat kesin olan bir şey var: Bu gerçek bir Macar uzmanlığı. Başlangıç içinse meşhur gulaş çorbası güzel bir seçim. Tatlı olarak palaçinka sipariş et; pudra şekerli şahane bir lezzet.

FİYATLARA GELECEK OLURSAK...

New York Cafe'nin; tüm mimari, kalite ve hizmetiyle göz önüne alındığında, çok absürt fiyatlara sahip olmadığını söyleyebilirim. Sonuçta Avrupa'nın birçok kentinde, zaten karnın 10-15 eurodan aşağı doymuyor. Böylesine elit bir kafede, ana yemek tabaklarının 20 eurodan fiyatlandırılması oldukça normal. Salatalar 12, makarnalar 16 euro civarında. Bir kahve içip kalkacaksan, bu muazzam kafede zaman geçirmek sana 7-8 euro arası bir fiyata patlayacak.

Sunum harika...

AÇIK ADRES

Adresi veriyorum: Budapest, Erzsébet krt. 9-11, 1073 Macaristan.

Konum olarak, Wesselényi utca’da bulunan New York Cafe’ye ulaşım oldukça kolay. Budapeşte’nin meşhur 24 saat çalışan 4-6 tramvayına yakın bir yerde konaklıyorsan, tramvaya binip Wesselényi utca durağında inmen yeterli. Gitmeden önce rezervasyon yaptırmanda fayda var. 14 Şubat Sevgililer Günü de geliyor; bir düşün istersen...