6 0 0
Facebook Twitter Whatsapp Mail At Kopyala

Dostoyevski'nin en ünlü romanı: Suç ve Ceza

Ensonhaber.com 11.09.2017 14:38

Rus yazar Dostoyevski romanında suç ve ceza kavramlarını her türlü çelişkiyi ortaya sererek sorguluyor.

Dostoyevski, dünya edebiyatının en büyük romancılarından biridir. Yazarın pek çok eseri dünyanın her yerinde farklı dillerde okunma olanağına sahiptir. Günümüzde bunların içerisinde kuşkusuz Suç ve Ceza onun en ünlü ve en çok okunan romanı olmuştur.

Roman, Rus yönetmen (o zaman SSCB olan) Lev Kulidzhanov tarafından 1970 yılında beyaz perdeye taşındı. Raskolnikov'u aktör Georgi Taratorkin canlandırdı.

EN BAŞARILI ROMANLARDAN BİRİSİ

Edebiyatçının bu romanı 1866 yılında yayımlanmıştır. Hem Rus edebiyatının hem de dünya edebiyatının en başarılı romanlarından biridir. Suç ve ceza kavramlarını her türlü çelişkiyi ortaya sererek sorgular. Dostoyevski, ve bugün artık üzerine düşünme ihtiyacı hissetmediğimiz kavramlar üzerine yeniden düşünmeye iter bizi.

TEFECİ KADININ SERVETİNE SAHİP OLMA DÜŞÜNCESİ

Eserinde Dostoyevski, tasarlayarak bir cinayet işleyen hukuk öğrencisi Rodion Romanoviç Raskolnikov’u, onu cinayet işlemeye götüren süreci, yoksullukla ve çaresizlikle dolu yaşam şartlarını, ailesinin ve özellikle kız kardeşinin yaşadığı zorlukları başarıyla yansıtır.

Filmden bir sahne

Bunların yanında Raskolnikov insanlarla görüşmeyi kesin olarak reddeden, yalnız olmayı seçmiş biridir. Okulunu bırakmıştır. O, artık sadece yaşlı tefeci kadın Alyona Ivanovna’yı öldürmeyi ve servetine sahip olmayı planlamaktadır.

Kendisi eylemini meşrulaştırmak için ilginç bir mantığa sahiptir, şöyle söyler:

"Sözgelimi, ilk çağlardakilerden başlayıp Lycurgus’la, Solon’la, Muhammet’le, Napolyon’la vb. devam edersek, insanlığın yasa koyucularının, düzen getiricilerinin hepsi birer suçluydu. Hiç değilse, yeni bir yasa getirirken, o güne dek toplumun kutsal bildiği, atalardan kalma yasaları değiştirdikleri için suçluydular.

Kuşkusuz, kendilerine bir yararı olacaksa (kimi zaman eski yasalara bağlı kalmaktan başka suçu olmayan suçsuz insanların kahramanca döktükleri) kan bile durduramamıştır onları. Asıl ilginç olan da insanlığın her şeyini boçlu olduğu bu yüce kişilerin, bu düzen kurucuların büyük çoğunluğunun gerçekte acımasız birer kan dökücü olmalarıdır.

Sözün kısası buradan şu sonucu çıkarıyorum: Değil büyük insanlar toplumda çok az, sürüden ayrılan, yani söyleyecek çok küçük de olsa bir şeyi bile olan insanların tümü, yaradılışları gereği, (kuşkusuz az ya da çok), kesinlikle birer suçlu olmak zorundadır. Yoksa sürüden ayrılmaları çok güç olur.” (s. 313)

Dostoyevski'nin el yazısı ile Suç ve Ceza'dan bazı sayfalar, karakterleri oluştururken

Anlaşılmaktadır ki, Raskolnikov, kendisini sürüden farklı, olağanüstü insanların arasında görmektedir. Raskolnikov’un hayatını bir kadın değiştirecektir:

Sonya...

Kadına karşı beslediği duygular ve Sonya’nın masumiyeti Raskolnikov’un vicdanında depremler yaratır hem işlediği cinayeti hem de varoluşunu sorgulamaya başlar.

Dostoyevski'nin dünya edebiyatına kazandırdığı eserlerini yazdığı çalışma odası

Sonya’ya işlediği cinayeti itiraf etmesinin ardından Sonya ona sadece acır ve bunun büyük bir ıstırap olduğunu söyler. Raskolnikov hâlâ işlediği cinayeti savunmaktadır, öldürdüğünün bir bit olduğunu söyler. İleri sürdüğü gerekçelerle Sonya’dan bu cinayeti olumlayacak bir cevap bekliyor gibidir. Fakat Sonya bunu yapmaz.

"BEN KATİLİM"

Sonya, Raskolnikov’a günahlarının karşılığını ödemesini, acı çekmesi gerektiğini söyler. Bu acıyla bütün bir ömrünü geçiremeyeceğini anlatır. Aralarında tartışmalar yaşansa da sonunda Sonya kazanır.

Raskolnikov sonunda ikna olur, hatta karakola gidip teslim olmadan evvel Sonya’nın söylediği gibi bir dörtyol ağzında durup, toprağı öper ve gözyaşları içerisinde “Ben katilim” diye bağıracakken son anda vazgeçer ve teslim olur.

Önemli Rus klasikleri arasında yer alan roman, tazeliğini ve güncelliğini hala koruyor. Suç ve Ceza'yı nefesinizi tutarak okuyacaksınız.

Kitap sayfası için iletişim: [email protected]